bu gün yaşlı bir teyze gördüm... dikkatimi çekti baktım... yanımdan geçip giderken yaşamın ağırlığını o kadar taşıyordu ki yüzünde, bedeninde... kucağında küçük bir tezgahı vardı. Belli ki birşey satıyordu, belki geçinmek için gelir sağlıyordu kendisine belki de hiç geliri olmadığından torunlarının okul masrafını çıkarıyordu kimbilir?
Bir daha görürsem oturup konuşacağım bu elleri koynunda yumuk, yumoş teyzeyle...
dertleşmek istiyorum onunla, sıkıca sarılmak istiyorum boynuna hiç bırakmamacasına...
yaş ilerledikçe, yıllarla yaşlanan insanların herşeyden çok ilgiye ve sevgiye ihtiyaçları olduğunu gözlemliyorum kendi çevremde... azıcık gayret ediyorum onlara moral vermeye ve zaman ayırmaya... mutluluk ve paylaşımın hoşnutluğunu okuyorum gözlerinde, dudaklarının kenarında beliren gülümsemelerde...
bazen anlamiyorum... insanlari, yasami... iyi olma(k)- iyi niyet, neden tersine doner de gelir ustune cullanir tum yukuyle... neden sorunlu olur iletisim kurmada insan? hadi hesaplar bir yana... karar ver ve sonucuna katlan... ben katlanırım sıkıysa sen de katlan yok öyle agzinin ucuyla mir mir mert ol! ne istiyorsun onu bil onu soyle! sorsam inkar edeceksin... sormasam bana zarar verecegini zannedeceksin... ne kadar ham, ne kadar kucucuksun... hiyerarsi, hikaye...
Bir insan tanıdım Güzeldi yüreği Yüreği yüzüydü Gözlerindeki anlam yükü taştı taşacak gibi.. Dudaklarında saklı gülüşü hep gülecek gibi... Duru mu duru su gibi... Derin mi derin his gibi... Dolu mu dolu bulut gibi... Gül gibi, Ay gibi... Gül.Ay gibi...
Kendiniz dahil her şeyle barışık olarak, sevgi frekanslarını her
zaman; kendinize ve çevrenize daha da yüksek frekanslarda yaşamayı ve yaşatabilmeyi hedeflerseniz, açamayacağınız hiçbir kapı kalmamakla birlikte, sonsuzu sonsuzca yaşayabileceksinizdir.