ajandamdan - frekans - Blogcu



frekans

Cuma, Mart 28 - Bugün Benim Doğum Günüm :)

Kategori: ajandamdan

 

 

İyi ki doğdum...

 

İyi ki varım...

 

Mutlu yıllar mutlu yıllar mutlu yıllar baaaa-naaaaaa.... :)

 

 

 

 

 

 

Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Çarşamba, Mart 28 - doğum günüm...

Kategori: ajandamdan

 

 

 

Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Cuma, Ekim 3 - İstanbul,yağmur,trafik ve aşk...

Kategori: ajandamdan

 

Evimle ofis arasındaki mesafe yaklaşık 18-20 km.arası...ve yollar boş olduğunda 12-15 dakika süren yolculuğum yağmur, kar ve başka olağanüstü durumlarda doğal olarak sapmalara yol açıyor.

Yedi seneye yakın bir süredir karşı yakada oturuyorum ama hiç bu kadar uzun sürmemişti yolculuğum...

Bu gün, tam iki buçuk saat süren bir yolculuk sonrası ofisteyim...

Hafta başı başlayan yağmur nedeniyle durma noktasındaki trafik; pazartesi direksiyon başında ağlamamayı, salı günü işe gitmemeyi, çarşamba uslu uslu ofise gelmeyi, perşembe güneşin gülümsemesini, cuma yani bugün de sabretmeyi getirdi beraberinde...

Aşkım kızım için üzülüyorum en çok...Bu sene okula vermekle hata mı ettim acaba?

Sıkılmasın diye arabanın içi oyuncak, boya kalemleri, oyun hamurları, boyama kitapları, bir sürü yedek kıyafet, bisküvi, kraker, meyve ve oyalanabileceği materyallerle dolu gidip geliyoruz her gün...

Okula girer girmez de ilk sorusu;

-Yarın sabah akşam erkenden gel olur mu annecim? Sınıfa girdiğinde ise ağlama krizi...

Umarım Derya Öğretmen anlıyordur bizi... Gerçi ben okula yürüyerek gelenlerin bile bizden sonra gelmelerini anlayamasam da...

Umarım İstanbul un havası ilerleyen günlerde güzelleşir de herkes işine, okulana telaşsız ve gülümseyerek gelir...

Aşk bazen tanımlanamaz ya hani ben de İstanbul'a olan aşkımı tanımlayamıyorum ve herşeye rağmen onu çok seviyorum.

 

 

 

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazartesi, Ağustos 18 - ana okuluna başlangıç...

Kategori: ajandamdan

 

Bu gün okullar açıldı ve ben çok heyecanlıyım.

Yaklaşık on gün önce aldığımız hızlı bir kararla üç yaşındaki kızımızı anaokuluna kaydettirdik.

Okulunu önce internetten sonra da ihtiyaç malzemelerini bırakmaya gittiğimizde gördü.

 

Bu sabah hiç kolay olmadı benim için...

Onunla birlikte kalbimi de düşüncemi de orada bıraktım.

İlk defa ayrılırken işe gidebilirsin diye izin verdi bana ama?...Olsun yine de minicik o...

Şimdi ne yapıyor acaba? Oyun sonrası  ilk ne zaman aklına geleceğim?

Yemekleri?.. Tuvaleti?...Uykusu?...

Hemen akşam olsa... Gitsem yanına... koklasam mis kokusunu...

Sarsam, sarılsam doya doya...

Hiç ayrılmasak...

...

 

 

 

 

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Salı, Mayıse 27 - hasta ziyareti...

Kategori: ajandamdan

Apartman komşularımızdan Gülizar Hanım Teyze, menisküs ameliyatı olmuş.

Hasta ziyaretlerinde usulden olan süt, meyve suyu ve bir paket de bisküviyi yanıma alıp akşam zor olacağını düşünerek ofise giderken kapı zilini çaldım biraz da çekinerek.

Saatime baktım 11:00 ' e geliyordu.

 Güler yüzlü anaç tavrıyla karşıladı beni kapıda.

Hasta yatağında yatıyor olabileceğini düşünürken onu kapıda görünce sevinçle sarıldım, elini öptüm. Geçmiş olsun dileklerimi ilettikten sonra salona geçtik.

 Hem onu sağlıklı gördüğüm için  hem de onu ziyaret edebilme fırsatını kendime yarattığım için mutluydum doğrusu.

 Bıcırıktan bahsetti biraz. Sonra benim temiz, titiz, iyi bir anne ve iyi bir ev hanımı olduğumu söyledi.

Teşekkür ettim. Bunları duymak da mutlu etti beni.

Mutfak ikramı önerisini geri çevirdim.

Kolonyayı sevmem ama belli etmeden almak zorunda kaldım. çikolatada ısrarlı davranınca da bir tane aldım.

 Biraz oturdum ve yine sarılıp elini öptükten sonra vedalaştık.

Yararlı bir şey yapmış olmanın mutluluğu ve bir insanı mutlu etmenin hazzı ile ofisin yolunu tuttum.

 

 

Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazartesi, Nisil 3 - baharın getirdikleri ...

Kategori: ajandamdan

"Kış boyunca sapasağlam durdun durdun, bu güzel havalarda hasta oldun" dedi dünkü havada Can bana... Gerçekten de öyle...

Dün, saat : 12.30 gibi kendimizi dışarı attığımızda bir de baktık ki tüm Anadolu yakası dışarıda...

Caddebostan sahili boyunca bırakın özel park yeri bulmayı, cadde boyunca da park yeri bulamadık... Bir kilometre yürümüşüzdür sanırım varacağımız yere... Durağımız, çocuk oyun parkı oldu elbette... Azimli Bıcırık da tüm ısrar ve tekliflerimize kapalı bir şekilde, kum oyuncakları elinde bizimle bir kilometre, belki de fazlasını yürüdü... Heyacanı, mutluluğu ve ilgisi uç noktalardaydı...

Bana kalsa evde kalıp dinlenecektim ama evdeki dışarıya çıkma hazırlıkları öylesine güzeldi ki ben de hazırlanıp çıktım onlarla... Çıkar ayak Zeliş annemin browni keki sürpriz oldu bize...

Her şey çok güzeldi dün... Ama bu gün, ilaç almama rağmen dünkünden daha kötüyüm...  ve bugün köprülerden otomatik geçiş zorunluluğunun da ilk günü... yarınımın, bugünden daha kötü olmaması dileğiyle hemen eve dönüş yoluna çıkmam gerekiyor ....

 

Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Salı, Mart 28 - doğum günüm...

Kategori: ajandamdan

28 mart... doğduğum gün... annemin söylediğine göre; akşam saatleri 19:00-20:00 gibi hem de Marmara Denizi merkezli bir depremle birlikte açmışım gözlerimi dünyaya...

Bütün bebekler gibi pembe ve ağlayarak...

 3-4 yaşıma kadar neler yaşadığımı bilmiyorum ama kızım sayesinde öğreniyorum o devrede yaşadıklarımı... ve annemi şimdi daha iyi anlıyorum...ve onu çok yaşadıkça daha iyi anlıyor ve daha fazla seviyorum...

5-6 yaşlarımı hatırlıyorum... güneş kokan sokaklar, çocuk parkları, Bebek ve Hisar sahili...

bir de kardeşlerle paylaşılan ve paylaşılamayanları...

6-7 yaş... ilk okula başlayışım... ağır başlılığım, sessizliğim ve başarılı oluşum öğretmenim tarafından ilk karneme düşülen not... bir de iki isimli olmamı farkedişim... uzun yıllar sürecek hiç kullanılmayan ismimi kabullenemeyişim...'' bak bir küçük ördek nasıl yüzüyor?'' şarkısının hayatıma kattığı değer...şimdi kızıma söylüyorum o da çok seviyor...

8.yaş... ilk terkedilişim; öğretmenimin özel nedenleri gereği şehir değiştirmesi sayesinde...

23 nisan gösterilerine katılamayışım... kostüm parası çok fazla diye... annem, sonradan pişmanlık duysa da... içimde kalan ukde...

9.yaş... habire öğretmen değiştirmeler...

10.yaş... yine öğretmen değişikliği... grup başkanlığı ve yok yere yediğim cetvel dayağı...

11.yaş... Beden eğitimi dersinde bir ara öğretmenin yokluğundan faydalanıp yerimi değiştirmem ve yediğim ilk tokat...

12.yaş.... uzak bir okula başlama... yürüyerek gitmek dışında hiç bir alternatif yok... Babamın aldığı bir numara büyük ayakkabı ve bayağı büyük çanta ile mücadele yıllarım... her okul dönüşünde tuvalete yetişemeyişlerim...

13.yaş... yol arkadaşlarımın çokluğu içinde hiçbirini kendime yakın hissedemeyişim...

14.yaş... ders sırasında matematik öğretmeninin herkesin gözü önünde bir kaç arkadaşıma tekme tokat dövmesi... ilk defa kavga görüşüm..

15.yaş... liseye başlangıç... uzak. çok uzaklara gidiş... bu kez en az üç otobüsle yapılan... tan yeri ağarmadan yola çıkıp akşam karanlığında eve dönüşlerim...

16.yaş... ilk korkularım...

17.yaş... derste yenen çubuk krakerler... çiğnenen sakızlar... kedi miyavlama sesleri... derste oynanan sekseklere şahit olmalar...

İlk kez okulu kırıp Gülhane'ye gitmek tüm sınıfla...

Karşımızdaki okulda okuyan kızkardeşimin trafik kazası geçirdiğini Matematik dersinde hissetmem...

Uçarı arkadaşım İlknur, kıskanç arkadaşım Dilek, değişken arkadaşım Filiz...

kendimi en uçta hissettiğim yıllar...

20.li yaşlar... Üniversite yılları... En iyi arkadaşlarım hep erkekler... taaa ki aşık olduklarını anlayıncaya kadar süren güzel arkadaşlıklar...

Sonra karamsarlıklarımla mücadele yıllarım... Gitara başlamam...Yeni arkadaşlar ve insan profilleri tanımam...

ve şimdi... bir önceki güne dönmeden şükrederek yaşadığım günler... anlamı keşfettiğim ve bir daha benim dışımda bir etken olmadığı sürece yaşayacağım güzel bir yaşam...

 

 

 

 

Yorum (22) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Çarşamba, Mart 8 - renkler ve gardrobum...

Kategori: ajandamdan

Şu sıralar, gardrobuma da bahar gelmeli diye düşünüyorum... Biliyorum, yine herşeyi gözden geçireceğim ve yine atmaya kıyamayıp üst raflara kaldıracağım bir çok şeyi... ve kaybettiğim tek şey zaman olacak yine...

Oysa giydiklerim belli... hafta sonları bir t-shirt, bir blue jean...  E o zaman bunca şeyi saklamaya ne gerek var sorusuna kaçamak değil de tam cevap verince gardrobum da hafiflemiş olacak...

Alınacaklar Listem hazır...

 3-5 beyaz t shirt, daha çok siyah t shirt, bir yeni jean, iki büyük çanta... bir ceket...  bir de yeni converse istiyorum... hem de yeşil...

 Deyince aklıma Can'la diyaloglarımız geliyor dışarı çıkmaya hazırlanırken...

-A bunu mu giydin...Valla ben senle gelmem o zaman...

Şaka olsun diye söylüyoruz... sonra da gülüyoruz ... önceleri birimiz diğerimize söyleyince ciddiye alır gibi olmuştuk.. İlk benden çıkmıştı fikir ama şimdi alıştık... İlk duyunca tuhaf olmuştum ben de, acaba ciddi mi söylüyor diye...

Siyah,beyaz ve ekru ile çok soft mavi dışında pek renk tercih etmem giyimimde... nadiren de koyu asker yeşili (haki) ve siyaha yakın mürdüm tercih ederim... 

En çok da siyahı severim.. Can, bana zaman zaman hatırlatır siyah renk, tüm enerjiyi topluyor diye ama ona aldırmayıp giyerim...

GalataSaray taraftarı olmama rağmen kırmızıyı ve sarıyı hiç bir kuvvet bana giydiremez..

Bir de giyersem tüm gökkuşağı renklerini bir arada giymek isterdim..o zaman da palyaço gibi olur ama öyle değil... hani Benetton'un tasarımları gibi...

En sade ve en az dikkat çekici renkler  benim kişilik yapıma en uygun tercihler oluyor, bir palyaço gibi rengarenk giyinebileceğimi de sanmıyorum doğrusu ama keşke giyebilsem...

 

 

 

Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazartesi, Mart 6 - 6 Mart...

Kategori: ajandamdan

6 Mart 1999... Saat:11:30 gibi...

Yer Kapalı Çarşı... Şark Kahvesi yakını... Cancan' ı tanıdığımın 17.günü...

Sıcak bir el tuttu ellerimi ve bir daha da bırakmadı...

Çarşı mı döndü benim mi başım döndü bilemedim o an...

O an, sanki tüm evren bizim için el birliği yapıyordu... İlk baharım, yaşadığım ilk aşkım, elimi ilk tutan el..

Her İlk Bahar, 18 Şubat'ı getirir bize.. 'o an' bizim için, bir milat, bir başlangıçtır... anlamı hiç değişmeyecek olan başlangıca her eklenen günle daha da  büyüyecek olan...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Pazartesi, Mart 6 - 4 Mart...

Kategori: ajandamdan

04.Mart. Cumartesi.  kahvaltı sonrası gazeteleri okurken birden gözüm günün tarihine ilişti...

Cancan'ın doğum günüydü bugün...

Onlar öğlen uykusunu uyurken, kakaolu-cevizli pasta yaptım... ve süpriz olsun diye de ortadan kaldırdım...

akşam yemeğini erken bir saatte, bir balık restoranında yedik.... Kızıma yarım levrek ve salatadan yedirirken ben de arada sırada yediklerimden pek birşey anlamadım ama küçük hanım sorunsuz yediği için mutluydum...

akşam üstü, eve dönerken aydede ve yıldızlar gözümüzden kaçmadı tabi ki...

Sıra sürpriz pastaya gelmişti.... Pastanın üzerine sadece bir tane beyaz mum koyacakken... Mum ve çakmağı gören Bıcırık,

- Hayır, hayır mum koymayalım annecim... diye ağlayınca sürpriz de bozulmuş oldu böylece...

...

İyi ki doğdun ve iyi ki varsın Can'ım...

Daha güzel yıllara beraberce...

 

 

 

 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kendiniz dahil her şeyle barışık olarak, sevgi frekanslarını her zaman; kendinize ve çevrenize daha da yüksek frekanslarda yaşamayı ve yaşatabilmeyi hedeflerseniz, açamayacağınız hiçbir kapı kalmamakla birlikte, sonsuzu sonsuzca yaşayabileceksinizdir.

Kategoriler

Google

İz Bırakanlar...

sahildeki bank
ayakizi
birden bire
pierrenaque
sinan cem
donence
gezenti
kenanyucel

Astroloji ve Başka Alemler

astro akademi
astro blog
su karakus
oglena
Free Web Counter
hit Counter